atag logo1

Alevi Toplumu-Alevitische Gemeinde

ATAG e. V.

Tauben Str. 20,  70199 Stuttgart

email: alevitentum@yahoo.de   tel: 0173 780 56 17

Home

Aleviten Alevitentum

Kontakt

Hz. Ali/Ehlibeyt

Sorularla Alevilik

Bücher/Kitaplar

cem

Gülbanklar

Kerbela ve Muharrem Orucu

Remzi Kaptan

Spende-Bagis

Dostun Derdini Derdi Bilmek

Ötme bülbül ötme şen değil bağım

Dost senin derdinden ben yana yana

Tükendi fitilim eridi yağım

Dost senin derdinden ben yana yana

 

Deryaya yönelmiş sellere döndüm

Vakitsiz açılan güllere döndüm

Ateşi kararmış küllere döndüm

Dost senin derdinden ben yana yana

 

Haberim duyarsın da peyikler ile

Yaramı sararsın şehitler ile

Kırk yıl dağda gezdim geyikler ile

Dost senin derdinden ben yana yana

 

Pir Sultan Abdal'ım doldum eksildim

Yemeden içmeden sudan kesildim

Zülfün kemendine kondum asıldım

(Hakk'ı pek sevdiğim için asıldım)

Dost senin derdinden ben yana yana

Pirlerin piri Pir Sultan Abdal, hangi duygu ve düşüncelerle, hangi ruh halinde bu deyişi söyledi, bilmiyorum. Ancak bende -başka çağrışımlar yapmakla beraber- dostluklar üzerine, ölümüne dostluk üzerine çağrışımlar yaptı.

Her şeyi paranın, maddi gücün belirlediği bir dünyada dostluklardan ve değerlerden bahsetmek çok kişi için tuhaf, gereksiz, anlamsız, zaman kaybedici şeylerden konuşmak demektir.

Oysa insanı insan eden ve diğer varlıklardan ayrı  ve üstün kılan, insanın eşref-i mahluk olmasını sağlayan ögelerden biriside dostluk ve kardeşliğe verdiği değerdir.

Eğer kişi sırf maddiyatı esas alıyorsa, çıkarı ve bireysel zenginliği için, rahatlığı için tüm olumsuzlukları yapıyorsa, o kişi gerçekten yaratılmışların en soylusu mudur?

Yoksa surette insan ama duyguda, ruhta, düşüncede, davranışta hayvan mıdır?

Bizce insanı insan yapan, onu diğer varlıklardan ayrı ve özel kılan unsurlardan biriside dostluğa verdiği önemdir. Çünkü dostluk her şeyden önce samimiyet, çıkarsızlık, fedakarlık, özveri gerektirmektedir.

Dostluk, yeri ve zamanı geldiğinde değil parasını paylaşmak, dostu için canını dahi vermektir.

Var mı böylesi dostluklar?

Çevremizde kaç kişi böylesi dostluklar kurmuş, geliştirmiş ve yaşatmıştır?

Kaç kişi dostu için yanıp yanıp küllere dönmüş, kırk yıl dağda gezmiş, yemeden içmeden kesilmiş ve en sonunda yaşamını dostu için vermiştir?

Böylesi dostluklar aramak, oluşturmak, kurmak ve yaşatmak gerçekten imkansız mı?

Bizler bunları söylemekle, böylesi dostluklar peşinde koşup, böylesi dostların arayışında olmakla gerçeklerden kopuk hayal dünyasında mı yaşıyoruz?

Hayır.

Dost ve dostluklar peşinde olan, böylesi dostlukları kurmak isteyenler hayal dünyasında yaşamıyor ve gerçeklerden de uzak değillerdir.

Aksine, bilinçli bir şekilde, insan olmanın, insan kalmanın, insanlıkta ısrar etmenin sonucu olarak bunu yapıyorlar.

Bizlerin oluşturup yaşatmak  istediği ve insanlığa önerdiğimiz dostluk öyle çıkara dayalı, basit hesaplar sonucu oluşmuş, geçici, günü birlik, samimiyete dayanmayan bir dostluk değildir.

Kelime ve pratiği ile ölümüne bir dostluktur.

Ölümüne bir dostluk kişiler öldükten sonra dahi bitmeyen bir dostluktur. Nasıl ki can bedeni terk edip batın alem gidiyorsa, varlık aleminden görünmez diyarlara gidiyorsa, dostluklarda can ile beraber aynı şekilde yeni diyarlara, ötelerin ötesine gidiyor ve bu ötelerde dostluklar devam ediyor.

Bizlerin dostluğu bu geçici dünya ve bu geçici dünyanın daha da geçici olan menfaatleriyle sınırlı olmayan öte alemlerle de devam eden dostluklardır.

Kimler bu dostluk için yürek kapılarını acarsa, mutlaka o kapılardan gireceklerde olacaktır. İnancımız, geleneğimiz bunun böyle olduğunun sayısız örnekleriyle doludur.

Pirimizin dostluğu da bu manadadır.

Ne mutlu ortak değerler etrafında ölümüne dostluklar kuranlara.

 Remzi Kaptan remzi.kaptan@yahoo.com

 


Statistiken

 

Anrede:
Ihr Vorname:
Ihr Name:
Telefon-Nummer:
eMail:
Grund Ihrer Nachricht: Ich habe eine Frage
Ich habe einen Vorschlag für Ihre Seiten
Ich habe eine Kritik anzubringen
Text:

 

Kopieren nur mit Quellenangabe/Kaynak gösterilmeden kullanilamaz!