atag logo1

Alevi Toplumu-Alevitische Gemeinde

ATAG e. V.

Tauben Str. 20,  70199 Stuttgart

email: alevitentum@yahoo.de   tel: 0173 780 56 17

Home

Aleviten Alevitentum

Kontakt

Hz. Ali/Ehlibeyt

Sorularla Alevilik

Bücher/Kitaplar

cem

Gülbanklar

Kerbela ve Muharrem Orucu

Remzi Kaptan

Spende-Bagis

Delili Uyandırmak ve Dua Etmek

Hızlı adımlarla oturmuş oldukları apartmanın merdivenlerini çıktı Cemal.

Perşembe akşamı olduğundan bir an önce evine varmak, çocukları ve eşiyle duaya durmak ve sonrasında dilinin döndüğünce çocuklarına Hakk kelamı etmek istiyordu.

Her perşembe günü böyle yaptıklarından dolayı, Cemal ve ailesi için artık bu oturmuş bir gelenek olmuştu.

Ne olursa olsun mutlaka her perşembe akşamları evlerinde delili uyandırır ve dua edip gülbank okurlardı.

Yaşadıkları kasabada Aleviler yaşıyordu fakat orada yaşayan bir çok Alevi inanç noktasında duyarsız bir konumdaydı ve bundan dolayı bir cemevleri yoktu.

O sebepten Cemal ve eşi Didar her perşembe çocukları Merdan, İkrar ve Mansur ile evlerinde kendilerince ibadetlerini böyle yaparlardı.

Evinin kapısını çalınca 3 çocuğu birden kapıya yönelmiş ve  babaları Cemal'e kapıyı birlikte açmışlardı.

Cemal daha kapıyı arkasından kapatmadan 3 de aynı anda konuşmaya başlayarak babalarına bir şeyler anlatmaya çalışıyorlardı.

Mutfakta hazırlıklarını tamamlamaya çalışan Didar bu manzarayı görünce güldü ve Cemale bakarak; “kaç saattir böyleler, geldin de artık birazda sen dinlersin onları” dedi gülmeye devam ederek.

Cemal, en küçük çocuğu Mansur'u kucağına alıp oturma odasına yöneldiğinde 10 yaşında olan büyük oğlu Merdan ile 8 yaşında olan kızı İkrar hala anlatmaya devam ediyorlardı.

Çocuklarının bir birine karışan sesleri ve kendisine olan ilgisini görünce 'yaşamak bu' dedi içinden Cemal.

Koltuğa oturup  her bir çocuğu bir yanına ve en küçükleri de kucağına oturunca dedesinin sözünü hatırladı Cemal.

'Çocuk ve misafir girmeyen eve şeytan girer' demişti dedesi.

'Şeytandan kasıt huzursuzluk, bencillik, sıkıntı ve durağanlık olsa' diye düşündü Cemal ve içinden 'ne güzel ifade etmiş dede' dedi.

Babanızı rahat bırakın, tüm gün çok yorulmuş birde siz onu yormayın, hadi ellerinizi tekrar yıkayın ve hep birlikte soframıza oturalım” dedi Didar.

Didar'ın bu seslenişi ile çocuklar biraz sustular.

Onlar susunca, “hadi şimdi teker teker anlatın ne demek istediğinizi, hepiniz birden konuşunca ben ne demek istediğinizi anlayamadım” dedi Cemal.

İlk sözü babasının kucağında oturan ve 6 yaşında olan evin en küçüğü  Mansur aldı: “baba bu akşam delili ben uyandırıp duayı ben vereceğim.”

Mansur daha sözünü bitirmeden İkrar araya girdi: “hayır ben uyandıracağım ve gülbankı ben okuyacağım, çünkü geçen hafta abim delili uyandırdı” dedi.

Merdan: “ben uyandıracağım, çünkü ben abiyim” dedi.

Üçü de böylece dertlerini babalarına anlattılar.

Cemal, kendisinden bir cevap ve çözüm isteyen çocuklarına teker teker baktı, içerisini tarif edemeyeceği bir huzur, mutluluk kapladı.

Ve içinden saniyeler içerisinden defalarca böyle bir huzuru yaşadığı için şükür etti.

Üçünüzde delili uyandırıp gülbankı okumak istiyorsunuz.”

Evet” dedi çocuklar sanki sözleşmişlercesine aynı anda.

O halde önümüzde iki seçenek var.”

Cemal seçenekleri daha söylemeden İkrar atıldı: “nedir bu seçenekler baba?”

Üçünüz birlikte dua verip delili uyandırırsınız veya biriniz delili uyandırır duasını verir, diğeri sofra duamızı verir, diğeri de yemeğimizi bitirdikten sonra soframızın şükür duasını verir.”

Çocuklar sessiz kalınca: “tamam o halde.

Merdan sen delili uyandırıyor ve gülbankı okuyorsun.

Mansurum sen yemekten önce sofra gülbankını okuyorsun.

İkrarım sende  yemeğimizi yedikten sonra duamızı veriyorsun, anlaştık mı?”

Çocuklar yine demin olduğu gibi hep birlikte: “anlaştık baba” dediler adeta bağırarak.

Hep birlikte evin anası Didar'a yardım ettiler, sofrayı kurdular.

Merdan, küçük sehpanın üzerinde duran 3 tane delili uyandırdı ve uyandırırken şu duayı okudu:

Bismişah Allah Allah!

Allah’tan bize ulaşan çerağımız sonsuza dek kılavuzumuz olsun!

Çerağımız yansın yakılsın, Allah’ın nuru aşkına!

Çerağımız yansın yakılsın, Peygamberliğin nuru aşkına!

Çerağımız yansın yakılsın, velâyetin nuru aşkına!

Çerağımız yansın yakılsın, Ehlibeyt’in nuru aşkına!

Çerağımız yansın yakılsın, Pir Hünkâr Hacı i Veli Aşkına!

Çerağımız yansın yakılsın, yolumuzun, birliğimizin, dirliğimizin aşkına!

Sonsuza dek bu çerağ yolumuzun ve yaşantımızın ışığı ola.

Gerçeğe Hü.

Yemek masasında oturmuş olan ailenin diğer fertleri, elleri kalplerinde, niyaz edecek şekilde Merdan'ın delili uyandırma duasına “Allah Allah” diyerek katıldılar.

Merdan duasını bitirdikten sonra hepsi teker teker niyazda bulundular.

Merdan da sofraya oturunca sıra Mansur'un yemekten önceki sofra gülbankına geldi.

Hepsi her iki elleriyle masanın bir köşesinde tuttular ve küçük Mansur gülbankını okumaya başladı:

Bismişah Allah..  Allah..

Evvel Allah diyelim, kadim Allah diyelim.

Sofra Ali'nin, himmet Veli'nin.

Geldi Ali sofrası, şah diyelim.

Şah versin, biz yiyelim!

Allah, eyvallah.

Gerçekler demine Hü diyelim.”

Mansur gülbankını bitirince yine hep birlikte niyaz edip “Allah Allah” diyerek duaya katıldılar.

Mansur'un bu duasından sonra Didar'ın hazırlamış olduğu bir birinden lezzetli yemekleri hep birlikte yediler.

Ara ara çocuklar bir şeyler sordu, konuştu ve böylece mutlu bir akşam sofrasının huzuru ve bereketi ile yemeklerini bitirdiler.

Yemekler bitince evin nazlı kızı İkrar duasını verdi:

Bismişah Allah  Allah

Nimmet-i Celil, bereket-i Halil, şefaat-i Resul, inayet-i Ali, Himmet-i Veli ola.

Artsın eksilmesin, taşsın dökülmesin.

Bu gitti, ganisi gele.....

Hak Muhammed Ali bereketini vere.

Yeyip yedirenlere, pişirip kotaranlara, nur-i iman, aşk-u sevk ola.

Dertlere derman hastalara şifa ola.

Gittikleri yerde gam ve keder görmeye.

Üçlerin, Beşlerin, Yedilerin, On İki İmamların, Ondört Masumu Pakların, Onyedi Kemerbestlerin, Kırkların, Rical ül gayp erenlerin ve Pir dergahına yazıla.

Yiyene helal yedirene delil ola.

Lokma hakkına, evliye keremine, cömertler cemine, gerçek erenler demine Hü diyelim....”

Yine diğer gülbanklarda olduğu gibi “Allah Allah” diyerek gülbanka katıldı ailenin tüm fertleri.

Bu güzel yemekler için eline sağlık, bizleri doyurdun, zahmet çektin, emek verdin Didar'ım, Hakk senden gani gani razı olsun.”

Cemal bunları söyleyince çocuklarda annelerine teşekkür ettiler ve hep birlikte sofrayı toparladılar.

Sofra toplanıp etrafa çeki düzen verildikten sonra ve demlenen  çaydan Cemal ve Didar ilk yudumlarını alırken “baba bize bu gün hangi konuyu anlatacaksın” diye sordu İkrar.

Cemal, her perşembe dedesinden dinlediği inancıyla ilgili öyküleri, vecizeleri, değerleri çocuklarına anlatıyor, bunlardan yola çıkarak çocuklarına Hakk inancına sahip olmanın güzelliğini ve hakikat yolunda yürümenin önemini kavratmaya çalışıyordu.

Cemal, yerinden doğrulunca çocuklar daha bir dikkat kesildiler ve Cemal anlatmaya başladı...

Cemal, Didar, Merdan, İkrar ve Mansur'dan oluşan,  Hakk inancına mensup bu ailenin nuru ta arş-ı aladan görülüyordu.

O sırada bir düzüne melek tüm kirliliğe rağmen hala yer yüzünde böylesine samimiyetle Ehlibeyt'e bağlı, Hakk inancına sahip canların olmasının sevincini paylaşıyor ve o arş-ı alaya kadar yansıyan delilin nuruna selam duruyorlardı.

 Remzi Kaptan

 


Statistiken

 

Anrede:
Ihr Vorname:
Ihr Name:
Telefon-Nummer:
eMail:
Grund Ihrer Nachricht: Ich habe eine Frage
Ich habe einen Vorschlag für Ihre Seiten
Ich habe eine Kritik anzubringen
Text:

 

Kopieren nur mit Quellenangabe/Kaynak gösterilmeden kullanilamaz!